29 Ekim 1956'da Ispanyollar kuzeyde isgal altinda tuttuklari bölgelerin bir bölümünden
çekildiler. Ispanyollar Fas'in bazi sehirlerini hâlâ isgal altinda tutmaktadirlar.
Fransizlarin çekilmesinden sonra Sultan IV. Muhammed ülke yönetimiyle ilgili yetkileri
ele aldi. Onun yönetimi 26 Subat 1961'e kadar sürmüstür. Bu tarihte onun vefat etmesi
üzerine yerine oglu II. Hasan geçti. II. Hasan hem Bati'yla hem de Israil isgal devletiyle
yakin iliski içinde olan biriydi. Kendisine yakistirdigi "emiru'l-mü'minin" sifatini
degisik sekillerde istismar ediyordu. Örnegin birileri Fas'ta Allah'in kanunlarinin
uygulanmasi için siyasi ve kültürel çalisma baslattiginda: "Ben mü'minlerin emiriyim.
Dolayisiyla Allah'in kanunlarini uygulama yetki ve yükümlülügü bendedir. Siz kim oluyorsunuz?"
diyerek onlari tasfiye etmeye çalisiyordu. Bunu diyordu ama: "Madem Allah'in kanunlarini
uygulama yetki ve yükümlülügü sendedir, öyleyse bu yükümlülügünü her türlü hileden ve
nifaktan uzak bir sekilde yerine getir" diyenleri de hapislerde süründürüyordu. Örnegin Fas'ta hayli etkili olan Adalet ve Ihsan Cemaati'nin lideri Abdüsselam Yasin'i "Ya Islâm ya da Tufan" baslikli bir açik mektup yazdigindan dolayi "delirmekle" itham ederek hapse attirmisti. Oysa mektup krala sadece görevini yani kendisinin "bu benim görevimdir" derken kastettigi seyi hatirlatiyordu. II. Hasan yönetimi altindaki yahudi azinliga ve Israil'e özel bir muhabbet duyarken Islam Konferansi Örgütü'nün Kudüs Komitesi'ne baskanlik ediyordu. Bu ikisi birbirine ters görünüyor, ama bu, II. Hasan'in sinsi bir ayarinin yansimasiydi. Büyük bir ihtimalle IKÖ Kudüs Komitesi baskanligini, kendisinin ülkesinde yahudi azinlikla olan özel iliskilerini ve siyonist isgal devleti lehine yürüttügü birtakim faaliyetlerini kamufle etmek için üstlenmisti. Israil'i insan gücü yönünden en çok besleyen ülke Fas'tir. Çünkü Israil kurulduktan ve Filistinli Müslümanlarin topraklari siyonistler tarafindan isgal edildikten sonra bu topraklara en fazla yahudi göçü Fas'tan oldu. Çesitli kaynaklarda Fas'tan Filistin topraklarina 600 binden fazla yahudinin göç ettigi ifade edilmektedir. Bu konunun basite alinmamasi gerekir. Çünkü Israil'in kurulus amaci zaten dünyanin degisik yörelerine dagilmis olan yani onlarin deyimleriyle diaspora hayati yasayan yahudileri belli bir bölge üzerinde toplamakti. Hem bu amacin gerçeklesmesi hem de Israil'in insan potansiyeli yönünden desteklenmesi için yahudi göçü büyük önem tasiyor. Yahudi göçü Filistinlilere ise tam tersi bir sekilde etki yapmaktadir. Çünkü göç eden her yeni yahudi için yerlesim birimi insasi, toprak temini, is imkani saglanmasi ve müreffeh hayat imkanlarinin bahsedilmesi gerekiyor. Bu ise Filistinli Müslümanlarin topraklarinin gasp edilmesiyle, is imkanlarinin ve diger dünyevi imkanlarinin ellerinden alinmasiyla oluyor. Bu açidan Kral II. Hasan siyonist isgal devletini adece insan potansiyeli yönünden desteklemekle kalmamis ayni zamanda dolayli bir sekilde Filistinlilere zulmetmistir. Israil isgalinin mesrulastirilmasina giden ihanetler zincirinde hâlâ en büyük halka olarak göze çarpan Camp David anlasmasinin asil mimari Fas krali II. Hasan'dir. Fikir babaligini Israil'in eski Disisleri bakani ve basbakani Simon Perez'in yaptigi "Ekonomik Yönden Büyük Israil" tezinin pratige geçirilmesi çabalarina da Arap dünyasindan en önce kral II. Hasan yardimci olmustur. Onun öncülügünde Fas'in Kazablanka (ed-Daru'l-Beyza) sehrinde gerçeklestirilen Ortadogu ve Kuzey Afrika Ülkeleri I. Ekonomik Isbirligi Zirvesi söz konusu tezin hayata geçirilmesi yönünde atilmis bir ilk adim niteligi tasiyordu. Kral II. Hasan'in 22 Temmuz 1999'da vefat etmesi üzerine yerine oglu Sidi Muhammed (VI. Muhammed) geçti. Dis problemleri: Fas'in en önemli dis problemi Sebte ve Melilla meselesidir. Fas'in kuzeyinde Akdeniz kiyisinda bulunan ve halkinin büyük çogunlugu Müslüman olan bu iki güzel sehir bugün hâlâ Ispanya isgali altindadir. Ispanya yönetimi bu iki sehri zorla ve siddet kullanarakhâkimiyeti altinda tutmaktadir. Çok turist çekmesi ve turizm gelirleri yönünden ülke ekonomisine önemli katkida bulunmasi dolayisiyla bu iki sehri isgal altinda tutmakta israr eden Ispanya, Sebte ve Melilla Müslümanlarina vatandaslik hakki da vermiyor. Dolayisiyla bu iki sehirde yasayan Müslümanlar oy kullanma hakkina da sahip degiller. Ispanya yönetimi bu sehirlerdeki Müslümanlari azinlik durumuna düsürebilmek için buralara sürekli Ispanyollari yerlestirmeye çalisiyor. Melilla'da Ispanyollar için ayri bir site insa edildi ve Müslümanlarin bu siteye yerlesmeleri yasak edildi. Fas yönetimi Ispanya'nin bu sehirlerdeki isgaline son vererek buralari kendine birakmasini istiyor. Ancak bazi siyasi hesaplar dolayisiyla bu konuda pek etkili bir politika da izlemiyor. ABD yönetimi Sebte ve Melilla meselesinde Ispanya'nin politikasini destekledigini ve bu sehirlerin Ispanya'nin elinden alinmasina çalisilmasi halinde bu ülkenin yaninda yer alacagini açikladi. Iç problemleri: Fas'in en önemli iç problemi Bati Sahra meselesidir. Bati Sahra meselesi sömürgeci güçlerin bir mirasidir. Ispanyollarin ve Fransizlarin Bati Sahra'yi isgal altinda tuttuklari dönemde bu isgal güçlerine karsi bagimsizlik savasi vermek üzere kurulan Polisaryo Cephesi, Fas'in ve Moritanya'nin bagimsiz olmasindan sonra yön degistirerek Bati Sahra'da bagimsiz bir devlet kurmak amaciyla bu iki ülkeye karsi gerilla savasi baslatti. Bugün Fransa ve Ispanya basta olmak üzere bazi Batili ülkeler tarafindan desteklenen Polisaryo Cephesi, Bati Sahra'nin bazi bolgelerini hâkimiyetine almistir. Ancak 1993 yilinda cephe gerillalarindan ve komutanlarindan bazilarinin hükümet tarafina geçmesiüzerine ele geçirmis oldugu topraklarin önemli bir kismini kaybetti. Bati Sahra meselesi ekonomik yönden Fas'a büyük yük yüklemektedir. Sömürgeci güçler Bati Sahra'nin zengin fosfat rezervlerine sahip olmasi dolayisiyla bu bölgeye özel önem vermektedirler. Bati Sahra halkini, sahravi diye adlandirilan Sahra Berberileri olusturmaktadir. Fas'in ikinci bir iç meselesi Berberi meselesidir. Berberi meselesi de Fransiz sömürgecilerin bir mirasidir. Fransiz sömürgeciler Fas'i isgal ettikten sonra bu ülkenin halkini Araplar ve Berberiler diye ikiye ayirdilar ve bunlari birbirine düsman etmek içinçesitli yollara basvurdular. Fransizlar Berberilerin tarih boyunca Araplar tarafindan magdur edildikleri, kendi gerçek kimliklerinden uzaklastirildiklari iddiasini ortaya atarak onlari yeniden Islâm öncesi hayatlarinadöndürme çabasi içine girdiler. Bu amaçla Berberilerin yasadiklari bölgeleri diger bölgelerden ayirarak buralara kismi özerklik verdiler. Buna ek olarak kendi yetistirdikleri adamlari vasitasiyla bir Berberi kavmiyetçiligi akimi ortaya çikardilar. Bugünkü Berberi meselesi de Fransiz isgalcilerin gözetiminde ortaya çikan Berberi kavmiyetçiligi akiminin sebep oldugu bir meseledir. Aslinda Berberi halkin büyük çogunlugu Islâmi kimligine sahip çikmakta ve Berberi kavmiyetçiligi akimini desteklememektedir. Ancak okumus ve özellikle Fransiz kültürü almis kesimden olan bazi Berberiler hâlâ bu akimi ayakta tutma çabasi içindedirler. Ekonomi: Fas ekonomisi daha çok tarima, madencilige ve turizm gelirlerine dayanir. Tarim ürünlerinden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 16'dir. Çalisan nüfusun % 40'i tarim alaninda is görmektedir. Ürettigi tarim ürünlerinin basinda tahil, pamuk, ayçiçegi, seker kamisi, turunçgiller ve çesitli meyve ve sebzeler gelir. Fas'in en önemli gelir kaynaklarindan biri fosfattir. Fosfat rezervi bakimindan dünyada birinci sirada gelmektedir. Ihracat gelirlerinin % 15'i fosfattan saglanmaktadir. Fosfat ve diger madenlerden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçihasiladaki payi % 3'tür. Fas petrol ve dogal gaz rezervine de sahiptir. Ancak simdilik üretilen petrol iç ihtiyaci karsilamamaktadir. Para birimi: Fas dirhemi Kisi basina düsen milli gelir: 1030 dolar. Sanayisi: Fas'ta sanayi nispeten iyi durumdadir. Bazi agir sanayi tesisleri kurulmustur. Bunlarin basinda motorlu araçlar ve araba lastigi üreten fabrikalar gelir. Ayrica petrol aritma tesisleri de bulunmaktadir. Diger sanayi kuruluslari kimyasal maddelerüretimi, dericilik, tekstil, konfeksiyon, mobilya, kâgit, kauçuk, plastik, insaat malzemeleri üretimi, metal isleri, elektrikli araç üretimi ve gida maddeleri üretimi üzerinedir. Sanayi kuruluslarinin % 80'i ülkenin nüfusça en kalabalik sehri olan ed-Dâru'l-Beyza'dadir. Sanayi gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 19'dur.Fas'ta Islami Hareket Bugün Fas'ta mevcut olan Islami cemaatlerin sayisi otuza yaklasmaktadir. Bunlarin bazilari devletin Islamilestirilmesini amaçlayan siyasi faaliyetlerde bulunurken bazilari sadece teblig ve egitim çalismalari yapmaktadirlar. Bu cemaatlerin çalisma metotlari arasinda da çesitli farkliliklar bulunmaktadir. Fas'taki Islâmi cemaatler içinde en genis kitle tabanina sahip olan ve faaliyetlerini en genis alana yayan cemaatin Islah ve Tecdid Cemaati oldugunu söyleyebiliriz. Bu cemaat Müslüman Kardesler'in çizgisini benimsemis bir cemaattir ve lideri Abdulilah Benkiran'dir. Bu cemaat önceleri "Islâmi Cemaat" adiyla faaliyet yürütüyordu. Adalet ve Kalkinma Partisi bu cemaate yakin bir siyasi partidir. Bu partinin genel baskani Abdülkerim el-Hatib'dir. Islah ve Tecdid Cemaati yönetimle herhangi bir çekismeye girmeden ve daha çok teblig ve davet metodunu kullanarak tabana yayilma yolunu tercih etmektedir. Buna ragmen yönetim bu cemaatin çalismalarina da zaman zaman engel olmakta, halka ulasmasini zorlastirmak için çesitli yollara basvurmaktadir. Islah ve Tecdid Cemaati'nin "Genel Bildiri" basligini tasiyan bir brosüründe yer alan asagidaki ifade bu cemaatin amaci hakkinda fikir vermektedir: "Islah ve Tecdid Cemaati halkimizin bütün yasama, yürütme ve yargi kurumlarini Islâm'a dönüs konusunda üzerlerine düsen sorumlulugu yerine getirmeye ve üstlenmis olduklari role uygun hareket etmeye çagirmaktadir." Fas'taki Islâmi cemaatlerin önde gelenlerinden biri de Adalet ve Ihsan Cemaati'dir. Bu cemaatin lideri Abdusselam Yasin'dir. Adalet ve Ihsan Cemaati, Islah ve Tecdid cemaatine nispetle daha sert ve tavizsiz bir tutum izlemektedir. Cemaatin lideri Abdusselâm Yasin, 1975 yilinda kral II. Hasan'a "Ya Islâm Ya da Tufan" basligini tasiyan ve 100 sahifeden fazla bir açik mektup yazmasi üzerine delirmekle itham edilerek hapse atildi. Aslinda Abdusselâm Yasin hakkindaki iddia ile karar tam bir tenakuz içindeydi. Çünkü delirdigi iddiasinin dogru olmasi onun cezaevine degil de akil hastanesine gönderilmesini gerektirirdi. Üstelik Seyh Abdusselâm Yasin alti ay hiç mahkeme önüne çikarilmaksizin toplam üç yil hapiste tutuldu. 1978'de hapisten çikan Abdusselâm Yasin, 1983 yilinda "es-Subh (Sabah)" dergisinin ilk sayisinda çikan bir yazisindan dolayi tekrar hapse atildi ve iki yil hapiste kaldi. Hapisten çiktigi tarih olan 1985 yilindan buyana da, baskent Rabat yakinlarindaki Sella sehrinde mecburi ikamete tabi tutulmakta ve gazetecilerin kendisiyle görüsmelerine izin verilmemekte idi. Bu yasak 16 Mayis 2000 tarihinde kaldirildi. Adalet ve Ihsan Cemaati'nin siyasi parti kurma talebi hükümet tarafindan reddedildi. Fas'taki Islâmi cemaatlerin önde gelenlerinden biri de Islâmi Gençlik Hareketi'dir. Bu hareketin kurucusu Fas'in Seyyid Kutub'u diye adlandirilan Abdulkerim Muti'dir. Fas'taki mevcut Islâmi cemaatlerin ileri gelenlerinin çogunun bu hareketin içinde yetistiklerini söyleyebiliriz. Yukarida sözünü ettigimiz üzere sonradan Islah ve Tecdid Cemaati adini alan Islâmi Cemaat de Islâmi Gençlik Hareketi'nden çikmistir. Islâmi Gençlik Hareketi'nin kurucusu Abdulkerim Muti' hakkinda iki kez idam karari verildi ancak bu kararlar infaz edilmedi. Fas'taki diger Islâmi cemaatlerin bazilari bu ülkeye özgü olmakla birlikte diger bazilari Fas disinda kurulmus olan muhtelif Islâmi cemaatlerin birer uzantisi durumundadir. Fas'a özgü cemaatlerden bazilari sunlardir: Tebyin Cemaati,Fas Mücahitleri Örgütü, Allah'in Askerleri Örgütü, Mukaddes Cihad Örgütü, Devrimci Islâmci Gençlik Örgütü. Bunlarin yani sira hilafet konusuna agirlik vermesiyle bilinen Hizbu't-Tahrir, merkezi Pakistan'da olan ve siyasi alanda herhangi bir faaliyeti bulunmayan Teblig Cemaati gibi birtakim akimlarin da Fas'ta uzantilari bulunmaktadir. Hayra Davet Cemiyeti, Hakka Davet Cemiyeti, Allah'a Davet Cemiyeti, Muhammedi Çagri Cemaati, Vaaz ve Irsad Cemiyeti gibi birtakim kuruluslar ise egitim ve teblig çalismalarina agirlik vermektedirler. Fas'ta Islâmi uyanis hareketi her geçen gün güçlenmektedir. Özellikle üniversite camiasinda Islâmi hareketin artik en güçlü hareket oldugu gözlerden kaçmamaktadir. Cezayir'deki Islâmi Kurtulus Cephesi'nin iktidara gelmesinin önlemesi amaciyla gerçeklestirilen askeri darbeüzerine Fas'ta gösterilen tepkiler ve gerçeklestirilen yürüyüsler de bu ülkede Islâmi hareketin güçlülügünü ortaya koyuyordu. Bazi Islam ülkelerinde oldugu gibi Fas'ta da özel hallerle ilgili hükümlerde Islam seriati esas alinmakla birlikte genel hukukta ve ceza yasalarinda Bati'nin hukuk sistemi esas alinmaktadir. |